laura_mulvey

Laura Mulvey

Feminist sinema teorisinin öncüsü Laura Mulvey! "Erkek bakışı" kavramıyla Hollywood sinemasının cinsiyetçi yapısını deşifre etti. Görsel Haz ve Anlatı Sineması makalesiyle sinema düşüncesini kökten değiştirdi. Bu devrimci kuramcıyı tanıyın!

16 Nisan 2020
Dr. Emre Gecer
5 dk okuma

Laura Mulvey: Görsel Haz, Erkek Bakışı ve Feminist Sinema Kuramı

Laura Mulvey (d. 1941), İngiliz feminist film kuramcısı, yönetmen ve akademisyendir. 1975'te yayımlanan "Visual Pleasure and Narrative Cinema" (Görsel Haz ve Anlatı Sineması) makalesiyle sinema teorisi tarihinin en etkili ve en çok tartışılan metinlerinden birini kaleme almıştır. Bu makale, klasik Hollywood sinemasının bilinçdışı mekanizmalarını feminist ve psikanalitik bir perspektiften çözümleyerek "erkek bakışı" (male gaze) kavramını sinema çalışmalarına kazandırmıştır. Mulvey'in çalışması, sinema teorisinin yönünü kalıcı olarak değiştirmiş ve feminist film eleştirisinin kurucu metni olarak kabul edilmektedir.

Yaşamı ve Entelektüel Bağlamı

Laura Mulvey, 15 Ağustos 1941'de Oxford'da doğdu. Tarih eğitimi aldıktan sonra sinema ve görsel kültür alanına yöneldi. 1960'lar ve 1970'lerdeki İngiliz feminist hareketi, Mulvey'in düşüncelerinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu dönemde ikinci dalga feminizm, toplumsal cinsiyet rollerini, ataerkil yapıları ve kadınların kültürel temsillerini sorgulayan güçlü bir entelektüel hareket olarak yükseliyordu.

Mulvey, sinema kuramıyla ilgilenirken dönemin hakim teorik çerçevelerinden, özellikle Jacques Lacan'ın psikanalizi ve Louis Althusser'in ideoloji kuramından etkilendi. Ayrıca yönetmen Peter Wollen ile birlikte deneysel filmler çekmiş ve kuramını pratik sinema yapımıyla da desteklemiştir. Şu anda Birkbeck, Londra Üniversitesi'nde film ve medya çalışmaları profesörüdür.

Görsel Haz ve Anlatı Sineması (1975)

"Visual Pleasure and Narrative Cinema" makalesi, ilk olarak Screen dergisinde yayımlanmıştır. Bu makale, Freud ve Lacan'ın psikanalitik kavramlarını klasik Hollywood sinemasının analizine uygulayarak, sinemanın bilinçdışı arzuları nasıl harekete geçirdiğini ve bu süreçte cinsiyetin nasıl bir rol oynadığını ortaya koyar.

Skopofili: Bakma Hazzı

Mulvey, Freud'un "skopofili" (scopophilia) kavramından yola çıkar. Skopofili, bakma eyleminden alınan hazzı ifade eder. Freud, insanın diğer insanları gözlemekten, onların bedenlerini ve eylemlerini seyretmekten bir haz aldığını savunur. Sinema, bu hazzı sistematik olarak üreten bir aygıttır: Karanlık salonda, perdedeki imgeleri izleyen seyirci, bir anlamda gizli bir gözetleyici (voyeur) konumundadır.

Erkek Bakışı (Male Gaze)

Mulvey'in en ünlü kavramı olan "erkek bakışı," klasik Hollywood sinemasında bakışın cinsiyetlendirildiğini savunur. Buna göre klasik sinemada üç düzeyde bakış işlev görür:

  • Kameranın Bakışı: Kameranın kadın bedenini nasıl çerçevelediği, kadrajladığı ve sunduğu.
  • Erkek Karakterin Bakışı: Film içindeki erkek karakterin kadını nasıl gözlemlediği.
  • İzleyicinin Bakışı: Seyircinin perdedeki kadını nasıl seyrettiği.

Bu üç bakış birbirini pekiştirir ve kadını "bakılan nesne" konumuna yerleştirir. Kadın, anlatının öznesi değil, erkeğin arzusunun nesnesidir. Erkek karakter ise anlatının aktif öznesi olarak hikayeyi ilerletir. Mulvey'e göre bu yapı, ataerkil bilinçdışının sinemasal aygıt aracılığıyla yeniden üretilmesidir.

Fetişistik Skopofili ve Voyeurizm

Mulvey, klasik sinemanın kadın bedenini ele alışında iki temel mekanizma belirlemiştir:

  • Voyeuristik Bakış: Kadın bedenini gözlemleme, araştırma, cezalandırma veya kurtarma nesnesi olarak konumlandırma. Film noir türünde "femme fatale" karakterleri, voyeuristik bakışın tipik nesneleridir.
  • Fetişistik Skopofili: Kadın bedenini veya bedenin belirli parçalarını fetişleştirme; yani onu güzelleştirerek, yücelterek ve arzunun nesnesi haline getirerek bakışın hazzını artırma. Sternberg'in Marlene Dietrich filmlerinde kadın bedeninin aşırı stilize ve fetişistik bir biçimde sunulması, bu mekanizmanın en belirgin örneğidir.

Kastre Edilme Kaygısı

Mulvey, Freud ve Lacan'dan yola çıkarak kadın imgesinin erkek izleyicide bilinçdışı bir tehdit oluşturduğunu savunur: Kadın bedeni, "eksiklik" (kastrasyon) hatırlatır. Bu kaygıyla baş etmek için erkek bakışı iki stratejiye başvurur: Voyeurizm yoluyla kadını araştırma, suçlama ve cezalandırma (kastrasyon kaygısını kontrol altına alma) veya fetişizm yoluyla kadın bedenini yücelterek kaygıyı bastırma.

Karşı-Sinema Önerisi

Mulvey, makalesinin sonunda yalnızca bir eleştiri sunmakla kalmaz, bir çözüm de önerir: "Karşı-sinema" (counter-cinema). Klasik Hollywood sinemasının erkek bakışını yeniden üretmesini engellemek için, sinemanın görsel haz mekanizmalarını bilinçli olarak kırması gerektiğini savunur. Bu, izleyiciyi rahat bir seyir deneyiminden çıkaracak, onu düşünmeye ve sorgulamaya zorlayacak bir sinema demektir.

Mulvey, bu karşı-sinema anlayışını pratiğe de dökmüştür. Peter Wollen ile birlikte çektiği "Riddles of the Sphinx" (Sfenks'in Bilmeceleri, 1977) ve "Penthesilea: Queen of the Amazons" (1974) gibi deneysel filmler, geleneksel anlatı yapısını, bakış mekanizmalarını ve izleyici konumunu sorgulayan çalışmalardır.

Eleştiriler ve Tartışmalar

Mulvey'in makalesi, yayımlandığı andan itibaren yoğun tartışmalara yol açmıştır. Başlıca eleştiriler şunlardır:

Kadın İzleyici Sorunu

Makale, izleyiciyi varsayılan olarak erkek kabul eder. Peki kadın izleyici klasik Hollywood sinemasını izlerken ne yapar? Erkek bakışıyla özdeşleşir mi, yoksa farklı bir okuma stratejisi geliştirir mi? Mary Ann Doane, Gaylyn Studlar ve Jackie Stacey gibi kuramcılar bu soruyu derinlemesine araştırmışlardır.

Irk, Sınıf ve Cinsel Yönelim

bell hooks gibi eleştirmenler, Mulvey'in analizinin beyaz, orta sınıf, heteroseksüel bir perspektife dayandığını ve ırk, sınıf ve cinsel yönelim gibi boyutları göz ardı ettiğini savunmuşlardır. hooks, "karşıt bakış" (oppositional gaze) kavramını geliştirerek siyah kadın izleyicinin Hollywood imgelerine nasıl direniş gösterdiğini analiz etmiştir.

Hazzın Tamamen Reddedilmesi

Bazı eleştirmenler, Mulvey'in görsel hazzı tamamen reddetmesinin sorunlu olduğunu savunmuştur. Sinema deneyiminin haz boyutunu ortadan kaldırmak, sinemanın çekiciliğini ve gücünü göz ardı etmek anlamına gelebilir.

Tarihsel Sınırlılık

Makale, ağırlıklı olarak klasik Hollywood sinemasına odaklanır. Farklı ulusal sinemalar, belgesel sinema, deneysel sinema ve dijital sinema gibi alanlar yeterince ele alınmamıştır.

Mulvey'in Sonraki Çalışmaları ve Kendi Revizyonları

Mulvey, eleştirileri dikkate alarak kendi kuramını revize etmiştir. 1981'de yayımladığı "Afterthoughts on 'Visual Pleasure and Narrative Cinema'" (Görsel Haz ve Anlatı Sineması Üzerine Sonradan Düşünceler) makalesinde kadın izleyicinin konumunu ele almıştır. Bu makalede Mulvey, kadın izleyicinin erkek kahramanla özdeşleşerek "erkek bakış"ını benimseyebildiğini, ancak bu durumun rahatsız edici bir "cinsiyet ötesi" deneyim yarattığını savunmuştur.

2006'da yayımlanan "Death 24x a Second: Stillness and the Moving Image" (Ölüm Saniyede 24 Kare) adlı eserinde Mulvey, dijital teknolojinin sinema izleme deneyimini nasıl dönüştürdüğünü araştırmıştır. DVD, Blu-ray ve dijital platformların sunduğu durdurma, geri sarma ve yavaşlatma olanakları, izleyiciye film üzerinde yeni bir kontrol gücü vermiştir. Bu "gecikmiş sinema" (delayed cinema) kavramı, Mulvey'in erkek bakışı kuramını dijital çağa taşıyan önemli bir katkıdır.

Mirası ve Etkisi

Laura Mulvey'in sinema teorisine katkıları birçok düzeyde kalıcı olmuştur:

  • Feminist Film Eleştirisinin Kurucusu: "Visual Pleasure and Narrative Cinema" makalesi, feminist film eleştirisinin kurucu metni olarak kabul edilir ve dünya genelinde sinema okullarında okutulan temel metinlerden biridir.
  • Erkek Bakışı Kavramı: Bu kavram, sinema çalışmalarının ötesine geçerek sanat tarihi, edebiyat eleştirisi, medya çalışmaları, reklam analizi ve popüler kültür eleştirisinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
  • Toplumsal Cinsiyet ve Temsil: Mulvey'in çalışması, sinema ve görsel kültürde toplumsal cinsiyet temsilinin sorgulanmasının önünü açmıştır.
  • Kuşaklar Boyu Etki: Teresa de Lauretis, Kaja Silverman, Judith Butler, bell hooks, Barbara Creed gibi kuramcılar, Mulvey'in açtığı yoldan ilerleyerek feminist sinema teorisini farklı yönlerde geliştirmişlerdir.

Sonuç

Laura Mulvey, sinema teorisi tarihinin en etkili metinlerinden birinin yazarı olarak feminist düşüncenin sinema çalışmalarıyla buluşmasını sağlamıştır. "Erkek bakışı" kavramı, sinemanın cinsiyetlendirilmiş bakış yapısını deşifre eden ve bu yapının toplumsal sonuçlarını sorgulatan güçlü bir analiz aracı olarak güncelliğini korumaktadır. Eleştiriler ve revizyonlarla zenginleşen bu kuramsal çerçeve, sinema ve görsel kültürde toplumsal cinsiyet temsilinin eleştirel bir gözle incelenmesinin temelini oluşturmaya devam etmektedir.

Dr. Emre Gecer

Dr. Emre Gecer

Yazar

İlgilendiğim bazı şeyler var. Sinema kuramı, senaryo mekaniği, sanat akımları, jazz müzik, finans teorisi, python, yapay zeka, makine öğrenmesi ve tıpın ilgimi çeken konuları gibi. Bunlar hakkında not düşebileceğim, düşüncelerimi paylaşabileceğim bir alan yaratmak istedim. Birazda hayatın içinden anlar, hikayeler eklerim diye düşünüyorum. Buranın zamanla gelişeceğine inanıyorum, belki de uzun vadede bambaşka bir şeye dönüşür. Neden olmasın?