Harry-Markowitz

Harry Markowitz: Modern Portföy Teorisinin Kurucusu

On dört sayfalık bir makaleyle finans dünyasını sonsuza dek değiştiren Harry Markowitz, çeşitlendirmenin matematiksel temellerini atarak yatırım yönetimini bilimsel bir disipline dönüştürdü.

17 Eylül 2020
Dr. Emre Gecer
6 dk okuma

Bir Doktora Öğrencisinin Devrimci Fikri

Finans dünyasının tarihinde, bazı anlar vardır ki her şeyi değiştirir. Harry Markowitz için bu an, Chicago Üniversitesi'nde bir doktora öğrencisiyken kütüphanede borsa yatırımları hakkında bir kitap okurken geldi. O anda aklına bir soru takıldı: Yatırımcılar neden tüm paralarını en yüksek getirili varlığa koymuyorlardı? Çeşitlendirme herkesin bildiği bir şeydi — "Tüm yumurtalarını aynı sepete koyma" — ama bunun matematiksel temeli neydi?

Bu basit sorunun peşinden giden Markowitz, 1952'de Journal of Finance'ta yayımlanan on dört sayfalık bir makaleyle — "Portfolio Selection" — modern finans teorisinin temellerini attı. Bu makale, yatırım yönetimini kişisel sezgilerden ve borsa dedikodularından alıp matematiksel bir bilime dönüştürdü.

Harry Max Markowitz, 24 Ağustos 1927'de Chicago'da dünyaya geldi. Ailenin tek çocuğuydu; babası bir bakkal dükkani işletiyordu. Lise yıllarında fizik ve felsefeyle ilgileniyordu — özellikle David Hume'un ampirizmi onu etkilemişti. Chicago Üniversitesi'ne girdiğinde önce felsefe düşündü ama sonra ekonomiye yöneldi. Doktora çalışması sırasında, hisse senedi piyasalarına matematiksel araçların uygulanabileceği fikri onu büyüledi.

Portfolio Selection: On Dört Sayfanın Gücü

Markowitz'den önce yatırım dünyasında "iyi yatırım" demek basitçe "en yüksek getiriyi sağlayan yatırım" demekti. Yatırımcılar bireysel hisse senetlerini analiz eder, en umut vaat edeni seçer ve parasını oraya yatırırdı. Çeşitlendirme pratik bir bilgelik olarak bilinse de teorik bir temeli yoktu.

Markowitz'in devrimci fikri şuydu: Bir portföyü değerlendirirken sadece beklenen getiriye değil, aynı zamanda riske de bakmalısınız. Ve kritik nokta şu — bir portföyün riski, içindeki varlıkların bireysel risklerinin basit toplamı değildir. Varlıklar arasındaki korelasyon, portföy riskini dramatik biçimde değiştirir.

Ortalama-Varyans Optimizasyonu

Markowitz'in çerçevesi şöyle işliyordu: Her varlığın bir beklenen getirisi (ortalama) ve bir riski (varyans veya standart sapma) vardır. Ama asıl sihir, varlıklar arasındaki kovaryans — yani birlikte hareket etme eğilimi — hesaba katıldığında ortaya çıkıyor.

İki varlık düşünün: Biri güneşli havalarda iyi performans gösteren bir turizm şirketi, diğeri yağmurlu havalarda iyi performans gösteren bir şemsiye üreticisi. Her birinin getirisi dalgalı olabilir ama ikisini bir arada tuttuğunuzda, portföyünüz her hava koşulunda makul bir getiri sağlar. Bu çeşitlendirme etkisi, korelasyonun düşük veya negatif olmasından kaynaklanır.

Markowitz, bu ilkeyi matematiksel olarak formüle etti. Portföy varyansı formülü, sadece bireysel varyansları değil, tüm varlık çiftleri arasındaki kovaryansları da içeriyordu. Bu formül, yatırım dünyasının en önemli denklemlerinden biri haline geldi.

Etkin Sınır

Markowitz'in bir diğer büyük katkısı "etkin sınır" (efficient frontier) kavramıydı. Herhangi bir getiri seviyesi için, riski minimize eden bir portföy bileşimi vardır. Ya da tersten bakarsak, herhangi bir risk seviyesi için, getiriyi maksimize eden bir portföy bileşimi vardır. Bu optimal portföylerin oluşturduğu eğri, etkin sınır olarak adlandırılır.

Etkin sınırın altında kalan portföyler "etkin değildir" — aynı riskle daha yüksek getiri veya aynı getiriyle daha düşük risk elde etmek mümkündür. Rasyonel bir yatırımcı, her zaman etkin sınır üzerindeki portföylerden birini seçmelidir. Hangi noktayı seçeceği, kişisel risk toleransına bağlıdır.

Bu kavram, yatırım kararlarını tamamen yeni bir çerçeveye oturttu. Artık mesele sadece "hangi hisseyi alayım" değil, "portföyümü nasıl yapılandırayım" sorusuna dönüşmüştü.

Çeşitlendirmenin Matematiği

Markowitz'in teorisinin en güçlü mesajı şudur: Çeşitlendirme bedava bir öğle yemeği sağlar — ya da en azından ona en yakın şeydir. Birbirleriyle düşük korelasyona sahip varlıkları bir araya getirerek, beklenen getiriden ödün vermeden riski azaltabilirsiniz.

Bu fikir, sezgisel olarak bilinen bir şeyin — yumurtaları farklı sepetlere dağıtmanın — neden işe yaradığını matematiksel olarak kanıtlıyordu. Ama aynı zamanda önemli bir nüans da ortaya koyuyordu: Tüm çeşitlendirmeler eşit değildir. Birbiriyle yüksek korelasyona sahip on farklı banka hissesi almak, gerçek bir çeşitlendirme sağlamaz. Asıl önemli olan, farklı risk faktörlerine maruz kalan varlıkları bir araya getirmektir.

Markowitz, n adet varlık içeren bir portföyde, n tane varyans ve n(n-1)/2 tane kovaryans terimi olduğunu gösterdi. Varlık sayısı arttıkça, kovaryans terimleri varyans terimlerini baskılar. Bu da şu anlama gelir: Büyük portföylerde bireysel varlık riski neredeyse tamamen çeşitlendirilebilir; geriye kalan risk, piyasa genelini etkileyen sistematik risktir.

Risk-Getiri Dengesi: Yatırımın Temel Gerçeği

Markowitz'in çerçevesi, yatırımın temel bir gerçeğini kristalize etti: Daha yüksek getiri istiyorsanız, daha fazla risk almanız gerekir. Bedava yüksek getiri diye bir şey yoktur. Bu, finans teorisinin en temel ilkesidir ve Markowitz'in çalışmasından doğrudan çıkar.

Ama bu ilke aynı zamanda yatırımcılara güçlü bir araç da sunar: Riskin bir kısmını — çeşitlendirilebilir risk — bedavaya ortadan kaldırabilirsiniz. Piyasa size çeşitlendirilebilir risk almak için ödeme yapmaz çünkü herkes bu riski basitçe ortadan kaldırabilir. Piyasa sadece sistematik risk — çeşitlendirmeyle ortadan kaldırılamayan risk — için getiri sunar.

CAPM'ın Temeli: Sharpe'ın Genişletmesi

Markowitz'in çalışması, William Sharpe'ın 1964'te geliştirdiği Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeli'nin (CAPM — Capital Asset Pricing Model) temelini oluşturdu. Sharpe, Markowitz'in portföy optimizasyonunu bir adım ileri taşıyarak, bireysel varlıkların beklenen getirisinin sistematik riskle (beta) orantılı olması gerektiğini gösterdi.

CAPM, finans teorisinin en etkili modellerinden biri oldu — basit, zarif ve güçlü bir çerçeve sunuyordu. Markowitz'in çeşitlendirme matematiği olmadan CAPM var olamazdı. Bu yüzden Markowitz, modern finans teorisinin gerçek mimari olarak kabul edilir.

Nobel 1990: Geç Gelen Ama Hak Edilen Ödül

1990'da Nobel Ekonomi Ödülü, Harry Markowitz, William Sharpe ve Merton Miller'a ortak olarak verildi. Ödülün gerekçesi "finansal ekonomi teorisine öncü katkılar" idi. Markowitz için bu, 1952'deki makalesinden 38 yıl sonra gelen bir onurlandırmaydı.

İlginç bir anekdot: Markowitz'in doktora tez savunmasında, jüri üyesi Milton Friedman'ın tezin ne ekonomi ne de matematik olduğunu, dolayısıyla doktora için uygun olmadığını söylediği rivayet edilir. Friedman bu hikayeyi sonradan reddetse de, hikaye Markowitz'in fikirlerinin zamanının ne kadar ötesinde olduğunu göstermek için sık sık anlatılır.

Pratik Uygulamalar: Endeks Fonlarından Robo-Danışmanlara

Markowitz'in teorisi, yatırım dünyasının pratik yapısını kökten değiştirdi. İlk ve en büyük etki, endeks fonlarının yükselişiydi. Eğer çeşitlendirme bu kadar güçlü bir araçsa ve bireysel hisse seçimi çoğu yatırımcı için değer yaratmıyorsa, neden basitçe tüm piyasayı satın almayasınız? John Bogle'ın 1976'da kurduğu Vanguard 500 Endeks Fonu, bu mantığın ürünüydü ve bugün trilyon dolarlık bir endüstrinin temelini oluşturuyor.

Kurumsal yatırımcılar — emeklilik fonları, sigorta şirketleri, üniversite bağış fonları — portföy yönetimlerini Markowitz'in çerçevesine göre yapılandırdı. Varlık dağılımı kararları, ortalama-varyans optimizasyonuyla alınmaya başlandı. Risk yönetimi, nicel bir disiplin haline geldi.

Günümüzde ise robo-danışmanlar — Wealthfront, Betterment gibi algoritmik yatırım platformları — Markowitz'in teorisini bireysel yatırımcıların hizmetine sunuyor. Bu platformlar, müşterinin risk toleransını belirleyerek etkin sınır üzerinde optimal bir portföy oluşturuyor. Markowitz'in 1952'deki fikri, teknoloji sayesinde herkesin erişimine açılmış durumda.

Sınırlılıklar ve Davranışsal Eleştiriler

Elbette Markowitz'in modeli mükemmel değil. En büyük eleştirilerden biri, modelin girdilerine olan aşırı duyarlılığıdır. Beklenen getiri, varyans ve kovaryans tahminlerindeki küçük değişiklikler, optimal portföy bileşimini dramatik biçimde değiştirebilir. Pratikte, bu parametreleri doğru tahmin etmek son derece zordur.

Ayrıca model, getirilerin normal dağılıma uyduğunu varsayar — ama gerçek dünyada finansal getiriler "kalın kuyruklu" dağılımlara sahiptir. Yani aşırı olaylar (2008 krizi gibi) modelin öngördüğünden çok daha sık gerçekleşir. Nassim Taleb gibi düşünürler, bu varsayımın tehlikeli olduğunu vurgulamıştır.

Davranışsal finans da Markowitz'in "rasyonel yatırımcı" varsayımını sorguladı. Gerçek yatırımcılar, kayıptan aşırı kaçınma, sürü davranışı, aşırı güven gibi sistematik yanılgılara sahiptir. Daniel Kahneman ve Amos Tversky'nin prospect teorisi, yatırımcıların risk algısının Markowitz'in varsaydığından çok farklı olduğunu gösterdi.

Kişisel Yatırım Felsefesi: İronik Sadelik

Markowitz hakkında en sevdiğim anekdotlardan biri, kendi kişisel yatırım felsefesiyle ilgilidir. Modern Portföy Teorisi'nin kurucusu, kendi parasını nasıl yönetiyordu? Karmaşık optimizasyon modelleriyle mi? Sofistike algoritmalara mı? Hayır.

Markowitz, bir röportajda kendi yatırımlarının basit bir 50/50 dağılımına — yarısı hisse senedi, yarısı tahvil — dayandığını söylemişti. Neden? Çünkü hisse senetlerine yüzde yüz yatırım yaptığında piyasa düştüğünde pişman olacağını, tahvillere yüzde yüz yatırım yaptığında piyasa yükseldiğinde pişman olacağını biliyordu. Basit 50/50 dağılımı, pişmanlığı minimize ediyordu.

Bu itiraf, teoriyle pratik arasındaki gerilimi güzel bir şekilde özetliyor. En sofistike model bile, insan psikolojisiyle yüzleşmek zorundadır. Ve bazen en iyi strateji, matematiksel olarak optimal olan değil, uygulanabilir olan ve geceleri rahat uyumanızı sağlayandır.

Mirası

Harry Markowitz, 22 Haziran 2023'te 95 yaşında hayatını kaybetti. Arkasında, finans dünyasını kalıcı olarak değiştiren bir miras bıraktı. Bugün herhangi bir yatırım fonu, emeklilik planı veya bireysel yatırım hesabı yönetilirken, Markowitz'in fikirleri — çeşitlendirme, risk-getiri dengesi, etkin sınır — orada bir yerlerde vardır.

On dört sayfalık bir makaleyle başlayan devrim, trilyon dolarlık bir endüstriyi şekillendirdi. Eğer bugün bir endeks fonuna yatırım yapıyorsanız, robo-danışman kullanıyorsanız veya sadece portföyünüzü çeşitlendirmenin önemini biliyorsanız, bunu büyük ölçüde Harry Markowitz'e borçlusunuz.

Dr. Emre Gecer

Dr. Emre Gecer

Yazar

İlgilendiğim bazı şeyler var. Sinema kuramı, senaryo mekaniği, sanat akımları, jazz müzik, finans teorisi, python, yapay zeka, makine öğrenmesi ve tıpın ilgimi çeken konuları gibi. Bunlar hakkında not düşebileceğim, düşüncelerimi paylaşabileceğim bir alan yaratmak istedim. Birazda hayatın içinden anlar, hikayeler eklerim diye düşünüyorum. Buranın zamanla gelişeceğine inanıyorum, belki de uzun vadede bambaşka bir şeye dönüşür. Neden olmasın?